Konuşmacılar

Ümit KİREÇÇİ

Oyun Yazarı, Yönetmen ve Oyuncu



Özgeçmiş

1972 Almanya doğumluyum. 1991 yılında Ankara Ü. Alman Dili ve Edebiyatında öğrenci olduysam da 1994 yılında Ankara Ü. Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Ana sanat dalını kazanarak o bölümden "Çizgi Roman Senaryosu" tezimle mezun oldum. Halenİstanbul Ü. Çeviribilim Bölümünde mastır tezimi hazırlamaktayım "Çizgi roman Çevirisi"...

14 yaşımda adım attım tiyatro dünyasına. 1991 yılında Yaratıcı Dramayla tanıştım. Liz Teyze Çocuk Kulübü, Gökkuşağı gibi kurumlarda kursa gittim. Alman Kültür'de gerçekleşen İnci San atölyelerine ve Tamer Levent'in yaratıcı drama  tv programlarına katıldım. 1992 yılında Ankara İzdüşüm Tiyatrosu'nu kurdum. İlk oyunlarımı yazdım, sergiledim. O günden bu yana oyunlarımı sürdürüyorum. Bu arada ilüzyon, kukla, pantomim, jonglörlük ve bilumum saat içerikli dersler aldım. Şimdilerde Lila Düşler Tiyatrosu adıyla çocuk tiyatrosu oyunlarıma devam ediyorum. Çocuklar için yetkin olduğum alanlarda atölyeler açıyor dersler veriyorum. 

Konu Özeti

Mizah ve Eğitim


Konuşma içeriğim:

Anne karnından itibaren kocaman bir göbeğe içinde bebek var diye neşeyle konuşarak veya şefkatle okşayarak sevgi ve mutluluk vermeye başlıyoruz. Doğduklarında ise en ufak gülümsemeleri için neler yapıyoruz neler... Daha sonraki süreçte çocuklara hayatı, hayata uyum sağlamayı, hayatta kalma eğitimlerini verirken de eğlendirmeyi tercih ediyoruz. Eğlence ve oyun bu eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası oluveriyor. Yaptıkları her hatayı görmezden gelerek onlara tekrar tekrar deneme şansı veriyoruz. Olumlu yaklaşımla, hatalarına gülmeyle destek oluyoruz çocuklara. 

Çocuklar bebekliklerinden itibaren şakayı ve gülmeyi öğreniyor öyle geliyorlar okula. 

Geçmiş zamanda avlanmak veya savaşmak zorunda kalan toplumlarda yetişkinler çocukların hayatta kalma becerileri edinebilmesini öğretmekteydi. Elbette bunların bir kısmı teknik konulardı ve büyük bir didaktizmi gerektirmekteydi. Ama buna karşın oyunsuz bir eğitimin olmayacağının da farkındalardı. Körebeyle duyuların keskinleşmesini, saklambaçla sabrı, ebelemeceyle atik olmayı yine eğlenceli yollardan öğretmekteydi yetişkinler çocuklara. 

Bugün artık eskilerin amaçladığı eğitimin hayatta güçlü ve bilgili olma esası aynen durmaktadır. Ancak yapısı ve şekli değişmiştir. Günümüz insanının kaygıları ve mücadeleleri farklılaşmıştır. Ancak eğlenerek çocuklara eğitim vermek aile içinde devam ettirilmektedir. Okullarda da yaratıcı drama ve oyun temelli tüm çalışmalar da bunu desteklemektedir.

Eğitimde şifre eğlencedir! 

Mizahın insanın zekasını bileylediği konuşulur hep. Mizahın herkesin bakmadığı açılardan bakmayı, incelemeyi, irdelemeyi gerektirdiği söylenir. Gülmek gülümsemek, gülebilmek için olaylara ve koşullara ciddiyetle yaklaşmak gerektiğinin altı çizilir. Belki çelişki gibi durabilir ama mizah ciddiyetsiz yapılamayacak bir şeydir. Kişi farkında olmadan belli bir olgunluğa ulaşır. "Komedyenler ciddi insanlardır" sözü boş yere söylenmemiştir.

Eğitim dediğimizde ne anlıyoruz belki de asıl sorgulamamız gereken şey budur bu noktada... 

1 - Amaç bir ton bilgiyi didaktik bir tarzda çocuklara aktarmak ve hemen büyümelerini mi sağlamaktır? 

2 - Yoksa kendine ve çevresine gülerek, zekayla, muziplikle bakabilen, gülebildiği alaycı yaklaşımdan dolayı hoşgörüyü de öğrenen, sorgulayan, korkmadan konuşan, öz güveni yüksek bireyler yetiştirmek midir? 

Eğer yanıt ikinci şıksa o zaman işimiz biraz zor olmakla birlikte doğrudur.

Her çocuk ailesinden öğrendikleriyle gelir okula. kelime dağarcığı, ilişkilere bakışı, iletişim şekli, uyumu, uyumsuzluğu v.s. Bunlar onları diğerlerinden farklı kılar. Öğretmen her biriyle ayrı ayrı ilgilenmek durumundadır. 

Ama unutulmaması gereken tek gerçek vardır: Çocuklar evden ortak bir paydayla gelirler okula, o da eğlence ve mizah anlayışıdır.

Belki mizah ve eğlence anlayışı değişiklik gösterebilir... Bu noktada öğretmenin kendi tarzıyla çocuklara yaklaşma, güldürme, gülümsetebilme, eğlendirme, eğlendirirken öğretebilme şansı vardır ve bunu kullanmalıdır. Sıklıkla çocuklara da muziplik ve şakalaşmada kendilerini sınama olanağı tanınmalıdır. Yeri geldiğinde de ciddiyetle davranılması gereken koşullar hatırlatılmalı, çocuğun insanlara, olaylara, durumlara inceleyerek yaklaşması için muhakeme etme şansı tanınmalıdır. Örnek: Sözel gelişim için özel şakalar, değiştirilen şarkı sözleri, sözcükleri çarpıtma, tekerleme uydurma, el kol şakalarını azaltacak farklı eğlenceli oyunların ortaya atılması... 

"Bu davranış yasak", "Artık büyüdün yapma" yerine "Doğru yeri bul, orada yap şakanı, oyununu, nazını" diyebildiğimizde tümü sağ duyulu olan çocukların buna uyum gösterdiğine şahit olmak mümkündür. Empati yeteneği son derece gelişkin olduğu için çocukların bu nüansı es geçmeyecekleri bir gerçektir.

Özetle

Çocukların eğlenceyle, şakayla, mizahla içli dışlı olması onları kontrolsüz yapmaz! Tam tersine, korkmadan belli bir sistemle uygulandığında çocukları daha duyarlı ve ölçülü yapar. 

Not - Bu metne örnekler, anekdotlar, görseller ve ek bilgiler eşlik edecektir.

VII. Temel Eğitim Sempozyumu

Sempozyumumuz ile ilgili merak ettikleriniz için sağ taraftaki yardım butonuna tıklayabilir yada bilgiislem@tozok.org.tr mail adresine mail atabilirsniz.
Yardım almak için tıklayın